Aklınızı Kaçırın.. Uzaklara.

e007edcb4a399bfc63fe0e784a509a6d
Mülteci hayatlar yaşıyoruz aynı topraklar üzerinde,

göçebe gönüllerin yerleşik aşklarıyla, çıplak ayaklarımızla,

delik deşik hazların içi dolu gözyaşlarıyla..

Mavi ile yeşilin özlemine daha da yakınız artık

kanın kırmızısı ve irinin sarısıyla x,y lerin bilinmezliğine takılıp durdukça.

Aklımı kaçırmak istiyorum kimselerin bulamayacağı bir yere.

Özlemlerden ırak, yokluklardan bihaber,gülüşlerin hiç tükenmediği bir yere.

Nefeslerimizin kesildiği kadardır ömrümüz, kahkahalarımız kadar sağlıklı günümüz,

düşlerimiz kadar mavidir gökyüzümüz.

Herkese masmavi bir gökyüzü altında, sağlıklı, uzun ömürler.

Yada nasıl isterseniz işte.

Yükseğe Daha Yükseğe

Üzerindekileri çıkarıp yanıma uzandığında kasıklarımdan çıkan alevi farkettim.

En zoruda içgüdülerime hakim olmak.

Onun korkmayacağını bilsem ona doğru hızla dönüp, dudaklarını ısıra ısıra öper,

ellerimi vücudunda rehbersiz bir gezintiye çıkartır kaybolurdum.

Bazen pürüzsüz bir tenin size yaptırabileceklerine gerçekten inanamazsınız.

Irkçılık yapmayın! Sarışın, esmer, kumral vs.

Yanlış düşünebilir, yanlış anlayabilir veya bir şeyleri yanlış yapabilirsiniz.

Fakat yanlış hissedemezsin. O yüzden kategori çok önemli olmamalı.

Zamparalık adı altında hayvanlık ta yapmayın. Biraz ondan, biraz şundan…

Ne madalya takıyorlar ne de öldüğünüzde özel ritüeller yapılıp,

törenler düzenleniyor arkanızdan.

Belki özel tasarım küfürler okunabilir ruhunuza. Bunun kadını erkeği yok.

Çok uzatmayacağım. Duygularımızla birlikte yatağa girdiğimizde pusulamız şaşmaz.

Daima kuzeyi gösterir. Bilmem anlatabildim mi? Yükseğe daha yükseğe..

Reddediyorum

Ne çok severiz bir şeyleri sahiplenmeyi. Kimisi sahiplenilmeyi tercih eder.
İnsanoğlu doğumundan ölümüne dek bunları sıkça arzular.
Genetik olarak kodlanmış milyarlarcası.
Bir eşya gibi birilerine ait olmak, bir yerlere sabitlenmek istercesine.
Dünyaya gelirken kesilen göbek kordonunu, kendi elleriyle bir ona
bir buna dikmeye çalışan o kadar çok insan var ki.
Bebekken o kordon yardımıyla beslenir 9 ay 10 gün yaşar,
sonra 9 asır son güne kadar aynı şekilde beslenerek
yaşamak ister o kordonu dikebilirlerse. Bazen dikişler tutmaz, bazen dikişler atar.
Bünyeye adapte olamayan organ misali, kendi işlevlerini korurken, diğer adapte olmaya çalıştığı bedene ait tüm organları işe yaramaz hale getirebilir, adınada sadakat, aşk, sevgi vs. diyebilirler. Bilime göre histeri. İster kabullenin, ister verin reddi.
Hayat sizin, ister bağlayın o kordonu, göze alarak ezilmeyi, ister özgürce yaşayın bu şehri.
Fakat unutmayın ki adapte olamayan organ da en sonunda
o bedenle birlikte servis dışı kalacak.
Sahiplenmeyi meziyet olarak görenler;
kibirin boyunduruğu altında, üstünlük mücadelesiyle
mübadeleye uğramış olduklarının farkında olmaksızın
herkese her şeye sahip olma arzusuyla dolup, elindekileri kaybetme endişesiyle
boşalırlar. Sahipsiz kimseyi sahiplenmekten söz etmiyorum.
Fakat kim kimin sahibiki şu dünyada?
Kimsesizin kimi olmak, sahip olmak olmuş.
Reddediyorum beni kollayanın adına “sahip” demeyi, acizliğini “sahiplenmek” ile örteni.
Ben ne yaparsam yapayım.
Aklım kadar düşünebilirim, ayaklarım kadar gidebilirim,
ellerim kadar yazabilirim, biçilen ömür kadar yaşayabilirim.
Sahipsiz, sesi gür, düşleri pür, her günü hür.