GELGİTme

Gelgitlerim oldu benim de, gidip gelemeyişlerim, gelipte hiç gidemeyişlerim oldu. Geçmişimi unuttuğum, yalanlarda kaybolduğum, gerçeklerde kendimi bulduğum oldu.

Biliyorum; gitsem bir gece sıcak bir tenin avuntusuna, buz gibi uyanırım sabahına.. üzerime kar yağmışcasına. Uykularına şahitliğim cennete kapı açmışken, yalnızlıklarım cehennemde kiraya çıkardı beni. Tek başıma uyandığım her gün, birikmiş özlemlerim saplandı her yanıma. Sancısı acımasızca vurup durdu beni duvardan duvara. Kıyıp kanatamadığın yüreğimi, kendi ellerimle deştim. Gözlerimden yaş akmadı ama dişlerimin gıcırtısına koca bir şehir uyandı. Gökyüzüne bakıp ellerimi açmakla başladığım günleri, gece gözlerimi kapatıp kabuslara teslim ettim. Gelgitleri gördüm de dur gitme diyemedim. Git gel deyip diz çökemedim. Çaresizliğin beden bulmuş hali gibiydim.

Uyumak istemiyorum yalnız uyanacağımı bile bile. İnsanoğlu işte. Bile bile lades der de, bile bile uyuyamaz aslında hiç uyanamadığı şu gerçek dünyada. Bazen en sevdiğimizdir hayal alemi. Homurdanır dururuz “s*ktir et elalemi” ama ilk fırsatta mezarcı oluruz, örteriz çürük düşleri. Sonrası daha beterdir. Ya gerçekçi olacağız diye ya katili oluruz o güzelim düşlerin ya da keşiş misali bir anda inzivaya düşeriz.
Düşenler gelgitle gider de, ayakta kalan gitse de gelir.
Ayakta kalın.

Yüksekler

Hüzün nedir? Maalesef iyi bilirim.
Hatta o kadar ki bazen başkalarına ağlarım.
Ağlarım ki kendime ağlama şanssızlığım hiç olmasın artık.
Hayata dair kazandığım hiç bir öğretiyi kimse benden alamaz.
Bazen en yakının hiç beklemediğin bir yakının gözünün içine baka baka yalan söyler,
yalan olduğunu bile bile ona inanmak istersin.
Emeğini alıp hiç eder. Sadece susarsın. Dedim ya kazandığım öğretiyi alamaz.
Pes etmezsin.
Hayatla savaşmak yerine, onunla dost olmayı öğrendiysen eğer,
fazlasıyla geri alırsın tüm verdiklerini, kaybettiklerini.
Siz yükseklere çıkıp çıkıp kimi zaman paraşütsüz atlamışsınızdır,
bazılarınız kanatları yardımıyla süzülmüş ve kısa bir ağacın dalına konmuştur.
Biraz soluklanıp tekrar yükseğe, daha yükseğe kanat çırpmıştır.
Sizler kadar yükseklere hiç çıkmadım belki. Bazılarınız gibi kanatlarım da olmadı.
Süzülüp konamadım.
Belime taş bağlanmış,kör düğüm atılmış,
yüksekten itilmişte olsam düştüğümde patlamış dudaklarımla,
kırılmış dişlerimle çözdüm o düğümü, fırlattım belime bağlanan taşı.
Şimdi bir daha yükselmek için, daha yükseğe çıkabilmek için yaşıyorum.
Kanatlarım yok evet ama çok iyi sıçrayabilirim.
Bir öncekinden daha iyi .. daha yükseğe.

“Yükseklik korkum var” diyenlere :
Tırmanırken aşağı değil, gökyüzüne bakacaksınız.
Ne de olsa tanrı da orada Nirvana da.